19 Ekim 2016 Çarşamba

KALEM ADASI OLIVIERA RESORT

Kendimce pek cok gecerli nedenim oldugu icin tatillerimi Turkiye sinirlarinda gecirmeyi tercih etmiyorum. Oysa cok seviyorum Ege sahillerimizi, aksam esintilerini, engin denizini.. Yogun calisan ve yillik iznini hakkiyla kullanamayan biri olarak bayram tatilleri -ozellikle de yaz aylarina denk gelen su son yillar- tatillerimin en degerli zamanlari.. Ne yazik ki, bu zamanlar Turkiye’nin Ege ve Akdeniz kiyilarinin neredeyse %100 doluluk oranina ulastigi o vahim tatil donemleri.. Gitmek, gittigin yerde hizmet almak, plajinda yer bulmak, yemegi hakkiyla yemek buyuk bir dert, donmek ise -arac ile de, ucak ile de- basli basina bir mesele.. Bu tokat yemis gibi yapilan tatillere odenen bedellere ise hic girmiyorum ! Durum boyle olunca; vizesi her daim olan ve ucak bileti fiyatlarini kovalamayi seven biri olarak kafam gercekten dinlensin ve odedigim bedele degsin istiyorum.. Hepsini gec; medeniyet istiyorum, kultur tanimak istiyorum, yasadigim yeri ozlemek istiyorum..

Ancak ! bu sene nefis bir sey oldu ! 

Turkiye sinirlarinda kendime Bodrum/Mazi-Inceyali koyu sonrasi “cennetimden bakarken” diye adlandirdigim nefis bir seyahat noktasi daha buldum.. Aslinda yaklasik bes yil kadar once kesfetmis olsam da, gidilecekler listesi bir turlu o sirayi gelememisti.. Simdi dusununce; iyi ki 2016 yili Seker Bayrami tatilimi son dakikaya dek planlayamamisim ve iyi ki ceresizce, ne yapacagim diye debelenirken aklima “Kalem Adasi” gelmis diyorum..




Antik Cag’in en buyuk deniz savasinin da sularinda gectigi rivayet edilen Kalem Adasi; Izmir Dikili kiyilarinin sonunda bulunan Bademli köyünün tam karsisinda bulunuyor ve mini-minnacik yapisi sayesinde bir cok insanin bilgisi disinda kalmis bir ada.. Eger yeryuzune serpistirilmis cennet parcaciklari var ise, bir tanesi kesinlikle Kalem Adasi’na denk gelmis olmali diye dusunuyorum.. Gercekten de ada cennetin bir yansimasi gibi.. Zaten ada cevresindeki kum, isigini farkli bir guzellikle denize yansittigi icin Antik Cag’da bu adaya Arginnsai yani “isik sacan” denirmis..



Kalem Adasi; 1973 yilindan bu yana Dartar Ailesine ait, ozel bir mulk. 480 bin metrekarelik bir alani olan ve zeytin agaclariyla kaplanmis yemyesil bir ada. Adanin bir yuzu Bademli koyune yuzme mesafesinde, diger yuzu ise Midilli adasi ile romantik romantik bakisiyor. Muthis bir turkuaz suyu ve ipeksi kumlari olan adaya Turkiye’nin Maldivler’i denmesi inanin abartilmis bir benzetme degil.. (ki, denizinin Ege suyu olmasi, benim icin adayi kesinlikle Maldivler’den daha ustun kiliyor.) Yaz aylarinda deniz suyu sicakligi klasik Ege suyu kadar soguk degil ve derinligi de tam olmasi gerektigi olculerde.. Sig olarak baslayip, sakince derinlesiyor.. Bu iki ozellik, cocuklu ailelerin adayi tercih etmeleri icin onemli nedenler.. Ayrica plajinin mavi bayrakli oldugunu da eklemeliyim..







Dartar ailesi, adaya kendi tatil anlayislari dogrultusunda ve de babalarinin vasiyetini yerine getirmek icin bir otel insa etmis.. Ismi, Kalem Adasi Oliviera Resort. Eko Turizm mantigi ile buyuk botanik bahceler icine ahsap ve dogal tas malzemeler kullanilarak insa edilmis olan otel, adanin dogal zenginliklerini zedelememis.. Tas olarak adada gordugunuz tum bahce dekorlari ise antik cagdan gunumuze gelen kayitli tarihi eserlerden olusuyor..

Tesis; adanin tek isletmesi ve dolayisiyla da Turkiye tatil ortalamasinin uzerinde bir fiyatlandirmaya sahip, ancak sundugu nadide tatil deneyimi goz onune alindiginda bu bedele pek de takilmiyorsunuz.. Acikcasi bu yorumu sunulan hizmetin ya da otel lezzetlerinin ust seviyede olmasi acisindan yapmiyorum.. Ayni fiyat skalasinda olup, Oliviera Resort’den cok daha iyi isletilen tesisler kesinlikle mevcut. Nadide bir tatilden kastim; ozel bir adada olmak, tertemiz bir suya dalmak, plajlarda sıkış-tepiş bir tatil gecirmemek ve aradiginiz sakinligi gercekten bulabilmek demek.. Bu nedenle de Kalem Adasi, ruhunuzu dinlendirmeye ihtiyaciniz oldugunda ya da romantik bir kacamak yapmak istediginizde tercih edebileceginiz nefis bir destinasyon..

Bana sorarsaniz, konaklama surenizi hafta sonu ya da maximum dort gece olarak sinirlandirabilirsiniz. Neden ? Cunku; ada ziyaretcilerine yalnizca deniz tatili sunuyor. "Yemek, deniz, yemek" ucgeninde doneceginiz bir tatile extra ne eklenebilir derseniz; Su Sporlari Merkezi’nde ozel su alti dalis kursu alabilirsiniz, konusunda iddali olan SPA ekiplerinden masaj alternatifleri deneyebilirsiniz, cevre koylari gezmek icin tekne turu yapabilirsiniz ya da cok cok Sunset Bar’da apreritif alip, Midilli Adasi’na karsi gunesi keyifle batirirsiniz..;)





Isletme 2016 Yaz sezonunda yarim pansiyon olarak hizmet veriyordu. Sabah kahvaltilari, -yogun bayram donemleri disinda- serpme olarak sunuluyor ki klişe acik bufe kahvaltilarina asla itibar etmedigimden bu benim icin otel secimlerimdeki en onemli nokta.. Aksam yemegi ise, otel restoraninda alakart olarak sunuluyor..

Baslangic mezeleri masaniza “sefin sectigi gunun mezeleri” seklinde geliyor.. Siz restoran menusunden ara sicak, salata, ana yemek ve tatlinizi seciyorsunuz.. Aksam yemegi ve gun icindeki tum icecekler ve ogle yemekleri extra olarak ucretlendiriliyor..

Bu noktada alkol fiyatlarinin ortalamanin altinda kaldigini rahatca soyleyebilirim ancak ogle menusunun fiyatlari gercekten normalde odedigimiz bedellerin 1,5/2 kati kadar yuksek.. Acikcasi, tek tesisli bir adada bu tip bir fiyat politikasi pek de mantiksiz degil..

Yemekler… Muhtesem mi ? Degil… Ancak beklenti yuksek tutulmazsa herkesin damak keyfine uygun bir seyler bulacagina ve memnuniyetsiz bir sekilde restorandan ayrilmayacagini dusunuyorum. Ayrica Midilli adasina karsi gunesin batisi esliginde yenecek romantik bir aksam yemeginde fazla huzursuzlanip/sikayetlenip gorsel lezzetten mahrum kalmak da istenmeyecektir.. Yani lutfen istemeyin :)




Otelin isletme muduru Rustem Olmez isinde ve insan iliksilerinde cok basarili biri.. Olumlu tesekkurlerimiz bir yana, konaklamamiz suresince aklimiza takilan, hosumuza gitmeyen ya da bizi tatmin etmeyen, eksik buldugumuz noktalari kendisi ile paylasip son derece olumlu ve akli basinda geri donusler aldigimizi dusunuyorum.. Fakat otelin en talihsiz yani, kendisini tercih eden misafirlerin maddi gelir seviyelerinin yuksek olusu ve -ne yazik ki- beraberinde gelen sikayet mantigi.. Bu konuda en temelden eksikleri olan bir toplum oldugumuz icin isletmenin Rustem Bey gibi bir isletmeciye sahip olmasi buyuk sans !

Oliviera’da en hosuma giden sey ; yillardir cocuklari ile keyifli tatiller geciren kemik bir misafir kadrosunu olusturmus olmalari.. Saniyorum Alpico’nun Kalem Adasi mutlulugu ve bizim de gercek anlamda dinlenmis olmamiz goz onune alinirsa, bu kemik kadroya biz de dahil olmaya yakin duruyoruz..

Adaya ulasmak icin Izmir/Dikili sahil bolgesine ulasip, oradan da Bademli koyune dogru ilerliyorsunuz.. Bademli minicik bir balikci koyu.. Daracik ve bakimsiz  sokaklarini, sirin bahcelerini, kapi onu cicekleri mis gibi kokan evlerini, koy kahvelerini, manav ve bakkal dukkanlarini geciyorsunuz ve sonrasinda karisiniza cikan patika bir yol sizi Oliviera Resort’un otopark alanina getiriyor.. Ulastiginiz noktada kucuk bir liman ve sizi bekleyen minik bir bot bulunuyor. Bot ile adaya ulasmak ise yalnizca uc dakika !

Kalem Adasi’ni 2017 Ikbahar/Yaz/Sonbahar tatilleriniz icin simdiden notlariniza ekleyebilirsiniz.. Eger bir Ege Denizi aşığıysanız, adanin berrak denizinde teniniz islandiginda bu tavsiyem icin bana minnettar olacaginiza eminim..

Otelin ilk acildigi yil icimize isleyen ve merak uyandiran slogani gibi;

“Bir adaniz olmasini ister miydiniz ? Ada Sizin..”

Sevgiler,
lulu
xxx

2 Eylül 2016 Cuma

ELAFONISOS


Son postta detaylica anlattigim Monemvasia sonrasinda hayatimda yuzdugum en temiz, en berrak denizi yani Elafonisos Adasi’ni deneyimleme sansi yakaladik.. "en temiz, en berrak deniz" betimlemeleri kesinlikle benim abartim dahilinde degil.. Ben bu fikirdeyim o kesin ama ayni zamanda Elafonissos, Yunanistan sinirlari icinde kabul edilen en iyi deniz alternatifi.. 

Arkadaslarimizin dugun tarihi ve tatiliminizin tam suresi belli olunca Efie ile kafa kafaya verip nefis bir rota olusturduk kendimize.. Hafta sonunu Monemvasia gezisi ve dugun organizasyonlari ile gecirip, Pazar sabahi yapacagimiz erken kahvalti sonrasi Elafonisos Adasi’na gececektik.. Zaman azdi ama o sulara dalip cikmadan Atina’ya geri donus kesinlikle gerceklesmemeliydi.. Ayrica, neredeyse anakaranin en guney ucuna kadar inecektik ve Yunanlilar icin bile bu destinasyon oyle kolay kolay gelinen bir nokta degilken, bizim gormeden donmemiz soz konusu bile olmamaliydi.. Adada konaklama sansimiz da olmayacakti ama bu kimin umrundaydi ki ? Tek derdimiz o essiz denizin suyuna karismakti.. :)

Monemvasia’dan Elafonisos Adasi'na ulasim dar, virajli ve yaklasik 1 saatlik bir araba yolculugu ile Neopoli kasabasi uzerinden saglaniyor.. Neopoli Limani'ndan yaklasik yirmi dakikada sizi adaya ulastiran arabali feribotlara biniyorsunuz, turkuaz renginin onlarca tonunu gorebileceginiz izlemeye doyulmaz bir feribot yolculugu yasiyorsunuz ve o noktada adaya gelme karariniza sukrediyorsunuz.. (Yaz aylarinda feribotlar yarim saatte bir sefer yapiyor.)

Atina sehrini gezip sonrasinda adaya gecelim isterseniz, yolunuz yaklasik 315 km ve kullanmaniz gereken rota; Atina-Corinth-Tripoli-Sparta-Monemvasia-Neapolis. Virajli ve dar yollar nedeniyle yolculuk yaklasik 5 saat surecek ve sonrasinda yine feribot ile adaya ulasmis olacaksiniz.. Yunanistan’da sinyalizasyon sistemi bence hic fena sayilmaz o nedenle bilmediginiz bir yolda bile olsaniz, ulasacaginiz nokta belli ise buyuk bir sikinti yasanmayacaktir. Yapmaniz gereken tek sey, yola cikmadan evvel gerekli notlari almaniz..







Elafonisos; yabanci turistlerin pek bildigi bir nokta olmadigi icin, tam olarak doga ve lokal insanlarla ic ice gececeginiz, sakin ve huzurlu bir ada.. Nasil anlatsam ya da cumlelerimi nasil betimlesem bilemiyorum ama suyuna bir kez dalip ciktiginizda eminim ki siz de Elafonissos‘un dunyaya verilmis bir armagan oldugunu hissedebilirsiniz !

Adanin en unlu plaji  Simos.. Lokaller buraya Frango-Saracenico diyorlar lakin ikiz olarak kabul edilen plajlar arasinda plajlari birbirinden ayiran kayalik bir adacik bulunuyor. Plajin kumu tahmin edilemeyecek kadar ince ve ipeksi.. Suyun rengi ise transparan ve yesil/mavi arasi dolanip duran turkuaz/zumrut tonlarinda… Olaganustu bir gorsel zenginligi var ve kendinizi tam olarak egzotik bir bolgede hissetmenizi sagliyor.. Adanin genis ve uzun plajlarina kum tepecikleri arasindan yuruyerek ulasiyorsunuz.. Plaj sedir agaclariyla cevrili ve ozellikle yaz aylarinda kum tepeleri arasindan beyaz ve lila zambaklar adeta fiskirmis durumda.. Bu muthis tablodan buyulenmemek elde degil..


 (gorsel visitkythera sitesinden alindi)






Biz Simos plajina adanin en organize kampi olan Simos Camping’in icinden gecerek ulastik.. Icinden gecerken gercekten kendimi bir filmin setinde gibi hissettim ve cocuklarla yaz aylarinda planlanabilecek bir hafta sonu tatilinin hayali kurdum.. Kesinlikle luks bir yasamin aranmayacagi ancak hayat kalitesi ust seviyede olan kamp, lokal Yunan mutfagi sunan bir tavernaya sahip ve mutfagindan gunluk olarak da yararlanmaniz mumkun.. Oldukca organize bir plaj duzenleri var ve dus, soyunma/giyinme odalarindan da ayni sekilde gunluk olarak yararlanabiliyorsunuz.. Kamp alaninda ise; ister oda, ister karavan, isterseniz de cadirda konaklayabiliyorsunuz.. 






Efie ve Stepan’dan dinledigim ve sunset vakti limanda yedigimiz yemek ve oncesinde gozlemledigim kadariyla; kafa bosaltmak ve rahatlamak icin Elafonisos'da gececek iki ya da uc gun fazlasiyla yeterli.. O nedenle adada hafta sonu tatili planlamak isteyenler olabilir diye bir kac detay daha vermek istiyorum..

Elafonisos; kahvehaneler, mini marketler, otel ve pansiyonlar, kamp alanlari, liman boyunca siralanmis tavernalari ile minik ve cozy bir koy.. Zaten adanin tamami 19 km ! Liman bolgesinde resimlemeye deger bir kilisesi bulunuyor ve kilise dar bir kopru ile koye baglaniyor.. Kisacasi bu ada icin tavsiye edebilecegim yegane sey; adanin essiz sularina girmeniz ve dinginligini yasamaniz.. Ihtiyaciniz olan tek sey ise pasparlak bir gunes !


(gorsel Hameni Atlantida sitesinde alindi)

Adada Simos kadar guzel olan ve bakirlik konusunda kesinlikle en ust seviyeye ulastiginizi hissettirecek diger plajlar; Panagitsa,Kontogoni ve Lefki. Biz gunluk bir gezinti yaptigimiz icin bu plajlari gormedik ancak gorulmeye ve yuzulmeye deger olduklarina hic suphem yok.. (bu issiz plajlari gormek icin mutlaka araba ya da tekneye ihtiyaciniz olacak.)

Limandan minik bir tekne kiralayip, yabani ciceklerle bezenmis Kato Nisi ya da diger adiyla Virgin Mary adacigina gitmek cok cazip bir fikir.. Virgin Mary’nin gorkemli sularina tekneden atlamak ve baliklarla birlikte yuzmek eminim cok keyifli bir deneyim olacaktir.. Adaya yalnizca 350 mt uzakliktaki Pounta kiyilari ise sig ve berrak suyu, incecik kumu, deniz kabuklari ve Bakır Çaği'ndan gunumuze dek ulasan mezar kalintilari ile kesinlikle gorulme deger bir baska guzellik !

Elafonisos cevresindeki tek cakilli plaj olan ve dolayisiyla da snorkel ile cok keyifli dalis yapilabilecegi soylenen Aglyftis adacigi da gorulmeye cok degermis.. Fakat, bu adacigin sulari yaz aylarinda cok sig oldugundan tekne ile ulasim neredeyse imkansiz diyorlar..

Elafonisos; sanki issiz bir adada yalniz kalmissiniz hissi veren, medeniyetten uzak kalabilmeyi basarmis bir ada ! Ihtiyaciniz olan seyler cok sinirli.. Pestemal, mayo/bikini, efil efil bir elbise, gunes gozlugu, gunes kremi ve bir adet sapka ile gunlerinizi mutlu mesut gecirebilirsiniz !

Gunler muhtesem guzellikteki, cennetimsi turkuaz sularda ve bulutsuz bir gokyuzu altinda buyuk bir keyifle gecerken, aksamlariniz da gun batimi esliginde limanda yenecek taze ve lokal yemekler, balik urunleri ve uzo ile senlenecek.. Boyle bir adada, boyle basit bir gunun sonunda huzurla uykuya dalmayi kim istemez ki !

Yasayabilmeniz umuduyla ;

sevgiler
lulu
 xxx